Fenerbahçe ilk maçtaki oyun şablonunu bozarak bence maçı en başta kaybetti. Alex her ne kadar hücumda çok büyük katkı sağlasa da, Aragones'in adamı değil. Deivid oldum olası poziyonunu koruyabilen bir futbolcu olmadı. Defansta Gökhan Gönül stoper oynadığı ikinci maçında kendini tutamayıp karşı ceza çizgisine kadar çalımlarla gitmeye çalıştı. Onun çıktığı zamanlarda Selçuk aldı. Bu durumda orta sahada yerini koruyabilen sadece iki futbolcu kalmıştı, Emre ve Uğur Boral. Semih girdikten sonra on dakika hangi pozisyonda oynadığı anlaşılamadı. Koşmadı, mücadele etmedi diyemem, ama pozisyonunu koruyamadı. Emre'nin sakatlanması ile oyuna Deniz girdi. Oyunda hiç gözükmedi. İsteksiz oynadı.
Şimdi genel bir bakış açısı ile Beşiktaş'ı özetlemek gerekirse, Beşiktaş çok iyi hücumculara(Holosko, Bobo, Delgado, Yusuf, Nobre), vasat bir orta sahaya(Tello, Cisse, Ernst) ve kötü savunma oyuncularına(ibrahimler, Gökhan, Sivok, Ekrem) sahip bir takım. Denizli ise bence taktiksel bir deha ortaya koymadı, aynı oyunu oynadı.
Fener ise, harmonisi bozuk bir takım. Defansı oldukça sağlam(Gökhan, Edu, Lugano, Carlos) fakat akordu bozuk. Orta sahası birbirinden uyumsuz oyunculardan oluşuyor. Bu bölgede çok fazla sayıda yeteneksiz(Selçuk, Maldonado, Josico, Deniz) veya savunma pozisyonu almayan(Deivid, Alex, Colin Kazım) oyuncusu var. Guiza ve Semih bence gayet iyi forvetler fakat alternatiflerinin olmaması büyük sıkıntı.
Bence bu kadro yapılarıyla ilk maçta Fenerbahçe mucizeyi gerçekleştirmişti. İkinci maçta her ne kadar çok harika futbol oynamasa da, daha uyumlu bir takıma sahip olan Beşiktaş kazandı.
Bildiğiniz gibi Denizli Almanya ekolünden gelir:

Fener ise Brezilya ekolünün takipçisidir:
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder