5 Eylül 2011 Pazartesi
Vefa, Etik vs.
Drago Gabric 22 Mayis 2011 de gecirdigi trafik kazasi sonucu 5 gun komaya girdi. Muhtemelen bir daha hic futbol oynayamayacak. Trabzonspor kontratinda bulunan bir maddeden faydalanarak Gabric'in sozlesmesini fesh etti.
3 Eylül 2011 Cumartesi
Hiddink-Çetin: A Milli Hüsran
Son Maç: Kazakistan
Maçın başında hala Terim'den kalma "Bu takımlara erken gol bulamazsak dirençleri artar" mantığı ile hücumlar görüyoruz. Sağda bir taç oluyor, Sabri müthiş deparla geliyor tacı atmaya, rakibi dağınık yakalayacak ya, sonra 30 saniye atacak adam beğenemiyor! Allah ım sen sabır ver! Yaw bu Kazakistan dünya sıralamasında 126. takım, dağınık yakalasan ne olur yakalamasan ne olur, golü erken bulsan ne olur geç bulsan ne olur????? Bak Almanya da Belçika da Kazaklara ilk yarıda gol atamamışlar, ikinci yarılarda biri 3, biri 2 gol atmış! Bu çapsız takım seninle ne kondisyon ne de motivasyon olarak yarışabilir, er geç dağılırlar telaşın niye?
Düşünüyorum bu Hiddink takımın telaşından korktu da bir kaza gelmesin diye mi Selçuk Şahin i oyuna aldı (bunu Terim bile yapmazdı!)! Dünyanın 126. takımına karşı evinde 1-0 önde iken neden ortasahaya defansif takviye yaparsın? Mantıklı bir açıklama bilen var mı? Kazaklardan yiyeceğin gol anca böyle anormal bir gol olur, onu defansif ortasaha ile engelleyemezsin. Aynen derslik bir maç oldu, top yapamayan takıma ortasahada basmaya çalıştık! Facia!!
Facia üstüne facia, Kazaklardan bir gol yedik diye maçın bitmesine yarım saatten fazla zaman var, inanılmaz panik bir şekilde hücum ediyoruz! O kadar paniğizki atacağımızı atamıyoruz! Penaltı kaçırıyoruz! 78 de rakip kaleci yine yanlış çıkıyor, Burak yine dokunuyor, ama bu sefer golü hakem vermiyor, telaşımızı iyice arttırıyoruz! Sonuç olarak maçı yine son dakikalara sıkıştırıyoruz. 90+5 te maçı getirecek ya da götürecek serbest vuruşta topu 12M€ luk topçumuza veriyoruz, öyle bir vuruyorki akıllara zarar! Ya barajdan geçmez, ya da geçse kaleci tutar! Ama bunlar olmuyor top baraja çarpıyor, kaleciyi yanıltıyor ve kaleye giriyor. Yani şunu diyorum, maçı yine BİZ alamıyoruz! Kısmet, ve bu yaşadıklarımız bana bana F.Terim dönemini hatırlatıyor!
Bu maç özelinden çıkıp ikiliye bakarsak,
İkilinin A Milli Serüveni
Hiddink-Çetin ikilisi ile milli takımımız bir yılını doldurdu. Bu bir yıl içerisinde milli takımız Euro2012 eleme grubunda 7 resmi maçta 4 galibiyet, 2 beraberlik 1 de mağlubiyet aldı.
7 resmi maçı düşündüğümde ilk aklıma Almanya maçı geliyor. Deplasmanda 3-0 kaybettiğimiz maçta skor bizim için çok iyi idi. rakip kaleye hiç gidemediğimiz maçta Almanlar biraz gaza bassa bizi kevgire çevirebilirlerdi. Utanç duyduk.
Diğer aklıma gelen maç Azerbaycan deplasmanı! Yine karaktersiz bir futbolla, 3 kişinin topun üzerinden atladığı korner organizasyonunda gelen akrobatik gol ile mağlup olduk! Futbol seviyemizin mukayese bile edilemeyeceği kardeş ülkeden elimiz boş döndük! Maçtan sonra gündemimiz ise E.Belözğlunun "Milli takımı bırakıyorum" tripleri idi!!!
Yine diğer aklıma gelen maç Belçika deplasmanı. Rakibin penaltı kaçırdığı maçta yine futbolumuz yerlerde sürünüyordu ve biz 1-1 beraberlikle aldığımız 1 puana şükrediyorduk!
Deplasman performansımıza bakacak olursak önümüzdeki Avusturya maçından 3 puan almamız zor görünüyor, Allah ım ne günler görüyoruz!
İçerideki maçlara gelince, kazandığımız Belçika ve Kazakistan maçları, tam bir korkulu rüya!!
Diyelimki bu takım grubu 2. bitirerek şampiyonaya katıldı, oynanan 7 maça bakarsanız, Euro 2012 de bu teknik ekiple devam etmek ister misiniz?
Milli takımımız, öyle yada böyle Dünya ve Avrupa 3.lüğü görmüştür, artık bu takımı idare etme görevine talip olan kişiler bu başarıları aşacak sonuçlar üretmek üzere görevi geldiğinin bilincinde olmalı. Biz öyle talep ediyoruz, ama gidişattan ben bu ekipte öyle potansiyel göremiyorum!
Gidişat demiş iken bu adamların gelişatlarına(!) da bir bakalım!
İkilinin Gelişi
Aslında Hiddink elde ettiği uluslararası başarıları ile kamuoyu tarafından kabul görecek tek yabancıydı diyebiliriz. Öyle olmasına rağmen Hiddink in gelişi, yaşanan bazı yamukluklar yüzünden gerekli kamuoyu desteğini bulamadı. Neydi o yamukluklar? Görüşmeler başladığında Rusya nın teknik direktörü idi Hiddink. Hatta görüşmeler bittiğinde bile Rusya nın teknik direktörü idi!!! Hatta ve hatta bizde göreve başladığında bile Rusya nın teknik direktörü idi !! Öyle olmalıydıki grubun ilk iki maçında takımın başında değil tribünde idi! Hatta o dönemde oyuncu seçimlerini bile O.Çetin in yaptığı söyleniyordu! Tam bir muamma yani! Sonra geçen zaman içinde Hiddink in sözleşmesi çıktı ortaya! Gerçi çıkmasa da olurdu, çünkü Hiddink vergi cingözlüğü yapacak diye ödenen paranın gizli olması maddesi vardı (Meclise kadar gitti bu konu, MÖzgener zor yırttı)!!! Adam zaten maaşını (tahminen yıllık 4M€ nun üzerinde) Hollanda ya değil vergi avantajlı başka bir ülkeye transfer ettiriyordu! Yani adam rahat vergi kaçırsın diye ülkemiz sözleşmesine kadar bu pisliğe alet edilmişti!! E bunlar yeteri kadar mide bulandırıcı idi, kamuoyu desteği nasıl olsun idi!
Peki ya Oğuz Çetin in gelişi? Hiddink gibi bir adama yardımcılık yapmak demek geleceği açılsın diye yol vermek demektir, kişinin kendini geliştirmesine maksimum düzeyde destek vermek demektir. Şöyle bir hava vardı, bu göreve F.Terim in milli takım ekibinden biri gelecekti. Bu ekipte yardımcıları Müfit Erkasap, Oğuz Çetin, Metin Tekin ve Eser Özaltındere, başka görevlerde Ali Gültiken, Abdullah Ercan gibi isimler vardı. Tüm bu isimlerin içinden Oğuz Çetin seçildi. Bunun sebebi hiçbir zaman bilinmedi ama Çetin in uyumlu profilinin, pek ses çıkarmayan kişiliğinin etkili olduğu iddia edildi! Yani ben şöyle tercüme edeyim, Çetin, yukarıdan gelen talepleri "hay hay" ile karşılayıcı, düşünüp değerlendirip itiraz edebilecek cesaret ya da kapasite ya da mizaca sahip olmama özelliklerindeki kişiliğini uyumlu profil politikasına dönüştürerek başarılı olmuştu. Ama benim bildiğim efsane hocalar, yardımcı iken böyle karakterler değillerdi, üstlerine itiraz etme doğru bildiğini savunma, tartışma yetilerine sahiplerdi! Mesela Sepp Piontek in yardımcısı F.Terim in, Derwall in yardımcısı Denizli nin itirazları bilinir, günümüzde de Şenol Güneş in yardımıcı Ünal ile ilgili duyduk. Bence olması gereken profil aslında budur, onun için Çetin in efsane bir hoca olabileceğine şimdiden inanmıyorum, silik ve politik karakteri de milli takımdan bir an önce uzaklaşırsa sevinirim.
Neyse bu tiplemelerle ilgili değerlendirmelerim böyle, teknik taktik konuları bu Kazakistan maçı özelinde yüzeysel bir şekilde geçtim ama teknik taktiğe gelmedende bu adamlar ile ilgili konuşulacak çok şey var! Teknik/taktik/oyuncu seçimi konularında da konuşulacak çok şey var ama bence bunlar gitsin, biz de daha fazla konuşmayalım :)
Gelen gideni aratır diye boşuna dememişler harbi, Terim i arıyorum:)) Neyse neyse, Allah tan GS nin başında :D
Maçın başında hala Terim'den kalma "Bu takımlara erken gol bulamazsak dirençleri artar" mantığı ile hücumlar görüyoruz. Sağda bir taç oluyor, Sabri müthiş deparla geliyor tacı atmaya, rakibi dağınık yakalayacak ya, sonra 30 saniye atacak adam beğenemiyor! Allah ım sen sabır ver! Yaw bu Kazakistan dünya sıralamasında 126. takım, dağınık yakalasan ne olur yakalamasan ne olur, golü erken bulsan ne olur geç bulsan ne olur????? Bak Almanya da Belçika da Kazaklara ilk yarıda gol atamamışlar, ikinci yarılarda biri 3, biri 2 gol atmış! Bu çapsız takım seninle ne kondisyon ne de motivasyon olarak yarışabilir, er geç dağılırlar telaşın niye?
Düşünüyorum bu Hiddink takımın telaşından korktu da bir kaza gelmesin diye mi Selçuk Şahin i oyuna aldı (bunu Terim bile yapmazdı!)! Dünyanın 126. takımına karşı evinde 1-0 önde iken neden ortasahaya defansif takviye yaparsın? Mantıklı bir açıklama bilen var mı? Kazaklardan yiyeceğin gol anca böyle anormal bir gol olur, onu defansif ortasaha ile engelleyemezsin. Aynen derslik bir maç oldu, top yapamayan takıma ortasahada basmaya çalıştık! Facia!!
Facia üstüne facia, Kazaklardan bir gol yedik diye maçın bitmesine yarım saatten fazla zaman var, inanılmaz panik bir şekilde hücum ediyoruz! O kadar paniğizki atacağımızı atamıyoruz! Penaltı kaçırıyoruz! 78 de rakip kaleci yine yanlış çıkıyor, Burak yine dokunuyor, ama bu sefer golü hakem vermiyor, telaşımızı iyice arttırıyoruz! Sonuç olarak maçı yine son dakikalara sıkıştırıyoruz. 90+5 te maçı getirecek ya da götürecek serbest vuruşta topu 12M€ luk topçumuza veriyoruz, öyle bir vuruyorki akıllara zarar! Ya barajdan geçmez, ya da geçse kaleci tutar! Ama bunlar olmuyor top baraja çarpıyor, kaleciyi yanıltıyor ve kaleye giriyor. Yani şunu diyorum, maçı yine BİZ alamıyoruz! Kısmet, ve bu yaşadıklarımız bana bana F.Terim dönemini hatırlatıyor!
Bu maç özelinden çıkıp ikiliye bakarsak,
İkilinin A Milli Serüveni
Hiddink-Çetin ikilisi ile milli takımımız bir yılını doldurdu. Bu bir yıl içerisinde milli takımız Euro2012 eleme grubunda 7 resmi maçta 4 galibiyet, 2 beraberlik 1 de mağlubiyet aldı.
7 resmi maçı düşündüğümde ilk aklıma Almanya maçı geliyor. Deplasmanda 3-0 kaybettiğimiz maçta skor bizim için çok iyi idi. rakip kaleye hiç gidemediğimiz maçta Almanlar biraz gaza bassa bizi kevgire çevirebilirlerdi. Utanç duyduk.
Diğer aklıma gelen maç Azerbaycan deplasmanı! Yine karaktersiz bir futbolla, 3 kişinin topun üzerinden atladığı korner organizasyonunda gelen akrobatik gol ile mağlup olduk! Futbol seviyemizin mukayese bile edilemeyeceği kardeş ülkeden elimiz boş döndük! Maçtan sonra gündemimiz ise E.Belözğlunun "Milli takımı bırakıyorum" tripleri idi!!!
Yine diğer aklıma gelen maç Belçika deplasmanı. Rakibin penaltı kaçırdığı maçta yine futbolumuz yerlerde sürünüyordu ve biz 1-1 beraberlikle aldığımız 1 puana şükrediyorduk!
Deplasman performansımıza bakacak olursak önümüzdeki Avusturya maçından 3 puan almamız zor görünüyor, Allah ım ne günler görüyoruz!
İçerideki maçlara gelince, kazandığımız Belçika ve Kazakistan maçları, tam bir korkulu rüya!!
Diyelimki bu takım grubu 2. bitirerek şampiyonaya katıldı, oynanan 7 maça bakarsanız, Euro 2012 de bu teknik ekiple devam etmek ister misiniz?
Milli takımımız, öyle yada böyle Dünya ve Avrupa 3.lüğü görmüştür, artık bu takımı idare etme görevine talip olan kişiler bu başarıları aşacak sonuçlar üretmek üzere görevi geldiğinin bilincinde olmalı. Biz öyle talep ediyoruz, ama gidişattan ben bu ekipte öyle potansiyel göremiyorum!
Gidişat demiş iken bu adamların gelişatlarına(!) da bir bakalım!
İkilinin Gelişi
Aslında Hiddink elde ettiği uluslararası başarıları ile kamuoyu tarafından kabul görecek tek yabancıydı diyebiliriz. Öyle olmasına rağmen Hiddink in gelişi, yaşanan bazı yamukluklar yüzünden gerekli kamuoyu desteğini bulamadı. Neydi o yamukluklar? Görüşmeler başladığında Rusya nın teknik direktörü idi Hiddink. Hatta görüşmeler bittiğinde bile Rusya nın teknik direktörü idi!!! Hatta ve hatta bizde göreve başladığında bile Rusya nın teknik direktörü idi !! Öyle olmalıydıki grubun ilk iki maçında takımın başında değil tribünde idi! Hatta o dönemde oyuncu seçimlerini bile O.Çetin in yaptığı söyleniyordu! Tam bir muamma yani! Sonra geçen zaman içinde Hiddink in sözleşmesi çıktı ortaya! Gerçi çıkmasa da olurdu, çünkü Hiddink vergi cingözlüğü yapacak diye ödenen paranın gizli olması maddesi vardı (Meclise kadar gitti bu konu, MÖzgener zor yırttı)!!! Adam zaten maaşını (tahminen yıllık 4M€ nun üzerinde) Hollanda ya değil vergi avantajlı başka bir ülkeye transfer ettiriyordu! Yani adam rahat vergi kaçırsın diye ülkemiz sözleşmesine kadar bu pisliğe alet edilmişti!! E bunlar yeteri kadar mide bulandırıcı idi, kamuoyu desteği nasıl olsun idi!
Peki ya Oğuz Çetin in gelişi? Hiddink gibi bir adama yardımcılık yapmak demek geleceği açılsın diye yol vermek demektir, kişinin kendini geliştirmesine maksimum düzeyde destek vermek demektir. Şöyle bir hava vardı, bu göreve F.Terim in milli takım ekibinden biri gelecekti. Bu ekipte yardımcıları Müfit Erkasap, Oğuz Çetin, Metin Tekin ve Eser Özaltındere, başka görevlerde Ali Gültiken, Abdullah Ercan gibi isimler vardı. Tüm bu isimlerin içinden Oğuz Çetin seçildi. Bunun sebebi hiçbir zaman bilinmedi ama Çetin in uyumlu profilinin, pek ses çıkarmayan kişiliğinin etkili olduğu iddia edildi! Yani ben şöyle tercüme edeyim, Çetin, yukarıdan gelen talepleri "hay hay" ile karşılayıcı, düşünüp değerlendirip itiraz edebilecek cesaret ya da kapasite ya da mizaca sahip olmama özelliklerindeki kişiliğini uyumlu profil politikasına dönüştürerek başarılı olmuştu. Ama benim bildiğim efsane hocalar, yardımcı iken böyle karakterler değillerdi, üstlerine itiraz etme doğru bildiğini savunma, tartışma yetilerine sahiplerdi! Mesela Sepp Piontek in yardımcısı F.Terim in, Derwall in yardımcısı Denizli nin itirazları bilinir, günümüzde de Şenol Güneş in yardımıcı Ünal ile ilgili duyduk. Bence olması gereken profil aslında budur, onun için Çetin in efsane bir hoca olabileceğine şimdiden inanmıyorum, silik ve politik karakteri de milli takımdan bir an önce uzaklaşırsa sevinirim.
Neyse bu tiplemelerle ilgili değerlendirmelerim böyle, teknik taktik konuları bu Kazakistan maçı özelinde yüzeysel bir şekilde geçtim ama teknik taktiğe gelmedende bu adamlar ile ilgili konuşulacak çok şey var! Teknik/taktik/oyuncu seçimi konularında da konuşulacak çok şey var ama bence bunlar gitsin, biz de daha fazla konuşmayalım :)
Gelen gideni aratır diye boşuna dememişler harbi, Terim i arıyorum:)) Neyse neyse, Allah tan GS nin başında :D
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
